Bakanlıkta bazı birimlerde değişiklikler oldu. Benim de yıllardır eleştirdiğim bir konu vardı; yaban hayatı devlet nezdinde ancak av olduğu sürece önemliydi. Bu sebepten av ve yaban hayatı müdürlüğü gibi bir görevlendirme vardı. Yapılan uygulamalarda da yaban hayatı gözardı edilerek özellikle büyük memeliler ancak avlanılan türler ise ve belirli bir getirisi varsa koruma altına alınırdı. Veya doğal, sulak alanlar kuşlar daha fazla üresin, ava açıldığında yeterli bir getirisi olsun diye koruma altına alınırdı. Bunun gelişmiş ülkelerde bu şekilde yapılmadığı, yaban hayatının devlet koruması altında olması gerektiği ve yaban hayatının av ile anılmaması gerektiğini hep dile getirdim. Nihayet yeni düzenlemeyle bu tanımlama kalktı, artık yaban hayatı ve avcılık ayrı müdürlüklerin kontrolünde ve müdürleri, birimleri de ayrıldı. Belki yeni anayasada da bu konuda bazı değişiklikler yapılır. Yeni yaban hayatı müdürlüklerine yanlış olduğunu düşündüğümüz veya daha verimli bir yaban hayatı için yapılmasını uygun gördüğümüz faaliyetlerin aktarılmasında fayda var. Maalesef bu konuda yeterli bir kapasite olduğunu düşünmüyorum. El yordamıyla bazı işler yapılıyor ve bunların çoğu gereksiz ve masraf olan uygulamalar.
Aslında madem av konusunda bu kadar ısrarlı bakanlık, o zaman özel avlak statüsünün getirilmesi konusunda baskı yapılması lazım. Madem her şeyi özelleştiriyoruz, o zaman bazı belirli alanlarda özel olarak üretilmiş türlerin avına izin verilsin ve avcılar da doğal alanlardan elini çeksin. Hiç olmazsa A arazisinde av yapıldığını bilirizde doğal alanlarda av yapıldığında şikayet etmemizin bir temeli olur. Edirne tarafında bir çok yabanıl alanda avcılık yapılıyor. İl müdürüyle konuştuğumuzda Edirne çevresinde çok az ava kapalı alan olduğunu ve avın serbest olduğunu anlattı. Tabii ava giden insanın ne avladığını kimse kontrol edemiyor. Benim takip ettiğim avcılar genelde yasak türlerin peşindeler. Avcıların yoğun olduğu bir alanda geçen haftaki soğuklarda 100 e yakın tahtalıyı göç ederken gördük.Onları avcılar görseydi yaylım ateşine tutardı, çok alçaktan uçup meşelere kona kona gidiyorlardı.
Özel avlaklara da sadece üretilen türler konulmalı. Adam üretebiiyorsa tavşanı, kekliği, bıldırcını, turacı üretip avlatsın. Yapabiliyorsa geyiği, karacayı, yaban koyununu, ceylanı, yaban keçisini üretip salsın ve avlatsın. Bu sayede doğadaki türler de nefes alır. Av korkusu kalkınca insanlar da daha rahat yaban hayvanı gözlemler. Bildiğim kadarıyla DurusuPark da var böyle bir alan, geyiklerin olduğunu ve bunların özel şirket vasıtasıyla avlatıldığını duymuştum. Yok bu türler çok zor ürüyor, yıllarca uğraştık üretemedik diyorsa bakanlık, o zaman doğadaki türlerin avlatılmasına niye müsaade eder. Afrika da safari yapılıp rahat rahat yaban hayatı gözleniyorsa eğer, sadece birkaç alanda ava izin verildiğini ve buraya da doğal alanlarda fazlalaşan bireylerin getirilerek veya üremeleri sağlanarak avlatılması ve gelirin de yaban hayatı için harcanması sebebiyledir.