Bazı kesimlerin, yaşadığı ülke ve toplumuna ihanetinin bir belgesi daha. Dizilerle reyting peşinde koşarken toplum ahlak değerlerini hiçe saydıkları yetmiyormuş gibi, doğa sevgisi de ayaklar altına alınıyor. Şimdi, "biz doğa programları yapmıyor muyuz" diye soranı çıkacak her zamanki gibi. Evet, yapıyorsunuz. Hatta sizin içinizde çok değerli doğa aşıkları da var. Onlardan biri geçen yıl Kırmıtlı Kuş Cenneti, Kastabala Vadisi ve İskenderun Körfezi'ni tehdit eden sanayi projeleri hakkında üç televizyon programı yaptı. Hem de bir tek mesajımla, hiçbir karşılık beklemeden. Adını da çekinmeden vereceğim kişi, daha önce "Her Yerde Bir Haber Var", şimdi de "Yeşil Doğa" programını yapan Güven İslamoğlu. Kendisine bir defa daha buradan teşekkür ediyorum.
Asıl konumuza gelecek olursak, bu sahnelerle topluma doğadaki canlıların azraili olmak öğretiliyor. Camlar arkasında sergilenen katliamların ne kadar cezbedici olduğunun dayanılmaz sapkın kültürü öğretiliyor. Doğaya saygının temel olduğu kültürümüz, bir başka yaşam biçimi ile yoz dönüşümlerin girdabına sürükleniyor. Zaten epeyce zamandır bu değerleri altüst edilen kültürümüze, doğa sevgisinin yanlış bir bakış açısı, normalmiş gibi anlatılıyor. Oysa ki, bunun tam tersini yapabilmeli ulusal medya. Yoksa elinde her türlü av silahı ile doğayı talan etmenin yanlışlığını kimseye anlatamayız.
Selamlarımla...