Meranın arkası değil mi bura?
Bir taraftan alanın ortasında faaliyette olan kum ocağı, bir taraftan hayvan otlatanlar, bir taraftan hayalet olta ile yoğun şekilde balık avlayanlar, bir yanda tarla açanlar, bir yanda bölgenin ortasına kurulan Suriye göçmen kapının yoğun olumsuzlukları. Hepsi türlü türlü zararlar veriyor. Hayvan otlatanlar, sazlar daha körpe çıksın da, hayvanlara yem olsun diye sürekli sahadaki sazlıkları ateşe veriyor.
Kırmıtlı Kuş Cenneti içerisinde bir alan 4 yıldır tarla yapılıyor, alan tümüyle ateşe veriliyor. İşte yakılan o alan, Sultan kelebeğinin ülkemizdeki en önemli 3-4 üreme bölgesinden biriydi. Yaka yıka kelebeğin neslini bitirmeyi başardı vicdansızlar. Bu yıl koloni tekrar Ramazan Bayramında yerleşmeye ve üremeye çalıştı ama, tam yumurta+tırtıl+pupa evrelerinin yaşandığı günlerde tekrardan alanın tümü yakıldı. Konukçu bitki olan sütlü sarmaşığın yoğun bulunduğu alan yine sürüldü ve ekim yapıldı. Artık Osmaniye 3-4 sene önceki her yanında Sultanlar uçan bir il değil. :(
Kuşlar, üreme dönemi dışında zarar gören alanı kolaylıkla terk edebiliyor. Rahatsız edildiği bölgeye kısmen ya da tamamen dönmeyebiliyor. Kelebekler o kadar şanslı değil. Her kelebeğin özel bir yaşam alanı vardır. İlk olarak, o bölgede üremeyi sağlayacak, yumurta bırakacağı bitkinin olması gerekir. Buna konukçu bitki (Host plants) denir ki, her kelebeğe özel konukçu bitkiler vardır. Bazı kelebekler için bu konukçu bitki tek tür olarak karşımıza çıkar. Sultan kelebeği de onlardan biridir ve yumurtalarını bıraktığı, tırtılının beslenerek büyüdüğü bitki, zehirli bir sarmaşık (Cynanchum acutum) türüdür. Lokasyon, tercihinde ikinci etken, yaşanabilir bir topoğrafya olmasıdır. Şöyle ki, bölge ergin bireylerin besin bitkilerince yeterli, güneş ışıklarını iyi alabilen, sert ve soğuk rüzgarlara kapalı, temiz su kaynakları ve çamur alanlara yakın olmalıdır. İşte bu habitat, Kırmıtlı\'da 4 yıldır tamamıyla ve düzenli olarak yok edilerek, Sultan kelebeklerinin terminal lokasyonu ortadan kaldırıldı. Şimdi alanda küçük lokasyonlarla avunuyoruz.
Pekala tüm bunlara karşı ne yapıyoruz? Alanı sık ziyaret ettiğimiz için, vukuatlarla da sık karşılaşıyoruz. Öncelikle jandarma ve itfaiyeye haber veriyor, ardından yetki karmaşası içindeki kurumları bilgilendiriyoruz. Neden yetki karmaşası dedim: Yakılan alanın bir yanı köy, bir yanı tarla, bir yanı sulak alan, bir yanı ÖDA. Köy için İl Çevre, tarla için İl Tarım, sulak alan için ve ÖDA (Önemli Doğa Alanı) için Orman-Su ve onunla birlikte hareket eden Av Koruma+Doğa Koruma ve Milli Parklar müdürlükleri yetkilendirilmiş. Jandarma haklı, tutanağı düzenlediğinde yetkili kuruma vermeleri gerek, yetkili kurum bulamıyor. Vatandaş şikayet edecek yetkili kurum bulamıyor. Boşlukta da böyle fırsatçılar ortalığı savaş meydanından kötü ediyor.
Sonuç bu dostlar. Yıllardır bölgede doğa için savaş veren gönüllü neferlerden biriyim ve çoğu zaman yokoluşlara şahitlik ederken çaresizlikle oturup ağlamışımdır. :((
Sevgi ve selamlarımla..