Nükhet Hanım çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Ünlü İrlanda\'lı yazar Oscar Wilde\'ın \"Gül ile Bülbül\" hikayesini okumayan var mı? İşte bir paragrafı...
Genç öğrenci: \"Al bir gül görürsem benimle dans edeceğini söyledi. Fakat bütün bahçemde bir tane bile al gül yok.\" diye ağladı.
Bülbül Karameşenin içindeki yuvasından bunu duydu, yaprakların arasından bakıp merak etti.
Genç: \"Bütün bahçemde bir tanecik al gül yok!\" diye ağladı, gözleri yaşla doldu. \"Ah şu mutluluk... ne hiçten şeylere bağlı! Bütün akıllı insanların yazdıklarını okudum, felsefenin bütün sırlarına erdim de gene kırmızı bir gülün yokluğu hayatımı perişan ediyor.\"
Bülbül: \"İşte nihayet gerçek âşıkı buldum.\" dedi. \"Hiç tanımadığım halde onu gecelerce terennüm ettim, gecelerce onun destanını yıldızlara okudum, şimdi kendini görüyorum. Saçları sümbül kadar koyu; dudakları yüreğinin titrediği gül kadar al. Fakat ihtiras yüzünü fildişi gibi soldurmuş, keder alnına damgasını vurmuş.
Genç öğrenci, \"Prens yarın gece balo veriyor.\" diye söylendi, \"Sevgilim de gidecek. Al bir gül götürebilirsem gün ağarıncaya kadar benimle dans edecek. Kırmızı bir gül götürebilsem, onu kollarımın arasına alacağım, o başını omzuma dayayacak, elleri de avucumun içinde kalacak. Fakat bahçemde hiç al gül yok, demek yapayalnız bir köşede oturacağım, o da yanımdan geçecek, bana hiç bakmayacak, gönlüm kırılacak.
Bülbül, \"İşte gerçek âşık bu.\" dedi.
\"Benim şakıdıklarımın acısını o çekiyor: bana heves, ona yas. Aşk acayip bir şey kesinlikle!
...
(Alıntı: http://gunfrfd.blogspot.com.tr/2010/04/oscar-wilde-gul-ile-bulbul.html).